NE YAPACAKSAK BEYOĞLU HALKI İÇİN,

BEYOĞLU HALKI İLE BİRLİKTE!

YAŞASIN BEYOĞLU


“Gün geçtikçe daha sıradan ve değersiz hale getirilen Beyoğlu’nu İstanbul’un ve Türkiye’nin en değerli, en güzel, en mutlu ilçesine dönüştüreceğiz. Tarihi, kültürü, sanatı ve insanıyla Beyoğlu eski güzelliklerine yeniden kavuşacak.”

Alper Taş, Beyoğlu Halkının Belediye Başkan Adayı

BEYOĞLU’NA NE OLDU?

Beyoğlu, İstanbul’un merkezidir. Bu nedenle belki de Türkiye’nin en değerli ilçelerinden biridir. Belediyesi 25 yıldır benzer bir zihniyet tarafından yönetilen kent değersizleşmiş, kimliği aşındırılarak tarihsel-kültürel özelliklerini hızla yitirmiştir. Mevcut yönetim eskiden birikmiş sorunları çözmediği gibi, tüm güç ve iktidar ellerinde olmasına rağmen yeni kentsel ve kültürel sorunlar üretmiştir.

Bu anlayış, kentin bugününü ve geleceğini planlamak ve kamusal bir anlayışla düzenlemek yerine rant ve çıkar mücadelesi peşinde koşmuştur. Sonuç olarak Beyoğlu solmuş, kentsel ve kültürel yozlaşmadan derin bir biçimde etkilenmiştir. Yerleşik nüfusun büyük bir kısmının yerleşim ve tapu hakları on yıllardır verilmemiş, insanların barınma hakları sürekli tehdit altında tutulmuştur. Sağlıklı bir kentleşme, kültürel ve ekonomik gelişme hedeflenmediği için yerel esnaf yok olmuş, çarpık kentleşme sonucu derme çatma binalardan oluşan semtler ortaya çıkmış, yeşil alanlar ve kamu alanları gasp edilerek yok edilmiş, ülkenin kültür ve eğlence merkezi olan bölgeden kültür, sanat ve eğlence mekânları uzaklaşmıştır.

Ortadoğu’dan gelen göç dalgası sokakları teslim almış, güvencesiz ve kontrolsüz hale gelen kalıcı nüfus yönetilmediği gibi, kentte zaten var olan sorunların üzerine binmiştir. Belediye bütün bu olan bitenler karşısında insana, yurttaşa karşı asgari yükümlülüklerini dahi yerine getirmemiştir. Milyarları bulan yıllık bütçesine rağmen halkın ve kentin sorunlarını çözmemiş olan belediye, sosyal yardımları reklam aracı haline getirmiş, ancak sosyal yardım talebinde bulunan sınırlı sayıda aileye olumlu yanıt vermiştir. Belediye sosyal yardımları bir göz boyama aracı olarak kullanırken hâlâ Beyoğlu’nda sosyal yardım bekleyen çok sayıda yoksul aile bulunmaktadır.

Beyoğlu sokakları çocuklar ve kadınlar için güvensiz mekânlara dönüşmüştür. Yeşil alan üretilmemiş, var olanlar tasfiye edilmiştir. Binlerce yılda oluşan kıyılar dolgu alanları ile yok edilmiştir. Beyoğlu ilçesinin sahil kesimleri yıllardır işgal altında tutulmuş, halkın kıyıya ve denize ulaşım noktaları olabildiğince sınırlandırılmıştır. Belediyeye ait tüm alanlar ranta ve inşaata açılmış, kent nefes alınması imkansız hale getirilmiştir. Engelli ve yaşlıların kentte yaşaması, bir yerden bir yere ulaşması neredeyse imkansız hale gelmiştir.

Tanıklık ettiğimiz şey, İstanbul’un orta yerinde bir kentin çöküşüdür, talan edilmesi, yağmalanması ve yok edilişidir. Beyoğlu’nda her şeyi değersizleştiren, insanları başka semtlere taşınmaya ya da başka semtlerde vakit geçirmeye iten iflas etmiş bir belediyecilik anlayışıyla yüz yüzeyiz. Beyoğlu için yeniden demenin zamanıdır. Beyoğlu’na hakkettiği değeri yeniden kazandırmanın zamanıdır.

BEYOĞLU İÇİN #BİZVARIZ

Beyoğlu’nun tüm renklerinin, güzelliklerinin, kültürünün ve geleceğinin güvence altına alınması, ancak odağında insan olan, halkın yararına çalışan bir belediyecilik anlayışı ile mümkündür. Bu anlayış belediyecilikte bürokrasi yerine halkın katılımını esas alacak, kaynakları kamusal hak ve çıkarların geliştirilmesi üzerine seferber etmeyi hedefleyecek, ulaşım, imar, yerleşim gibi konularda kent bütünlüğünü ve kent sağlığını esas alacaktır.

TEMEL İLKELERİMİZ

Belediyecilik anlayışımız üç temel yaklaşıma dayanacak;

• İşi yalnızca halkına hizmet etmek olan etkin bir kurumsal yapıyı hızla inşa etmek

• Bu kurumsal yapıyı, halkla birlikte ve halk için karar verir hale getirmek

• Attığımız her adımın, yaptığımız her müdahalenin ve ürettiğimiz tüm hizmetlerin/projelerin kamu yararına ve halkın çıkarları doğrultusunda olmasını sağlamak.

Yaptığımız her işte, uyguladığımız her bir projede, attığımız her adımda, şu beş soruyu kendimize soracağız;

• Ne derece halkımızla birlikte yaptık?

• Halkın yaşamını ne derece iyileştirip, adalet ve refah sağladık?

• Yaptığımız iş hedeflediği halk kesimlerini ne derece toplumsal yaşamın merkezine getirdi?

• Ne derece ona ait olan değerleri öne çıkarıyor?

• Ne derece yaşanılır bir çevrenin ve doğanın parçası haline getiriyor?

G ö n ü l l ü O l